uğursuzluk - Türkisch Englisch Wörterbuch

uğursuzluk

Bedeutungen von dem Begriff "uğursuzluk" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 29 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
uğursuzluk bad luck n.
My parents said it's bad luck to walk on your knees.
Ailem dizlerinin üzerinde yürümenin uğursuzluk getirdiğini söylerdi.

More Sentences
General
uğursuzluk bad luck n.
My parents said it's bad luck to walk on your knees.
Ailem dizlerinin üzerinde yürümenin uğursuzluk getirdiğini söylerdi.

More Sentences
uğursuzluk evil n.
uğursuzluk ominousness n.
uğursuzluk direness n.
uğursuzluk hex n.
uğursuzluk curse n.
uğursuzluk inauspiciousness n.
uğursuzluk fatality n.
uğursuzluk jinx n.
uğursuzluk ill omen n.
uğursuzluk ill luck n.
uğursuzluk portentousness n.
uğursuzluk accursedness n.
uğursuzluk hoodoo n.
uğursuzluk unhap n.
uğursuzluk unheal n.
uğursuzluk unhele [obsolete] n.
uğursuzluk moz n.
uğursuzluk mozz n.
uğursuzluk deuce [obsolete] n.
uğursuzluk infortune [obsolete] n.
uğursuzluk direfulness n.
uğursuzluk fortition n.
uğursuzluk direful adj.
Colloquial
uğursuzluk bad omen n.
Idioms
uğursuzluk rotten luck n.
uğursuzluk the indian sign n.
Archaic
uğursuzluk deuce-ace n.

Bedeutungen, die der Begriff "uğursuzluk" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 22 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
uğursuzluk getirmek be inauspicious v.
This is inauspicious.
Bu uğursuzluk getirir.

More Sentences
Idioms
uğursuzluk getirmek bring bad luck v.
This will bring bad luck to you for the whole year.
Bu size tüm yıl boyunca uğursuzluk getirecektir.

More Sentences
General
uğursuzluk getiren şey jinx n.
uğursuzluk getirdiği düşünülen adam jonah n.
uğursuzluk getiren kimse hex n.
içinde bulunan saç veya tırnağın uğursuzluk getirdiğine inanılan muska ligature n.
uğursuzluk getirmemesi için bazı kelimelerin yerine hüsnütabirlerini kullanma cledonism [rare] n.
uğursuzluk getirmek put a jinx on v.
uğursuzluk getirmek jinx v.
uğursuzluk getirmek hoodoo v.
uğursuzluk getirmek hex v.
uğursuzluk getirmek put the moz on v.
uğursuzluk getirmek mozzle v.
daha çok uğursuzluk getirmek outjinx v.
uğursuzluk getiren jinxed adj.
Colloquial
uğursuzluk getiren hexed adj.
merdivenin altından geçmek uğursuzluk getirir walking under a ladder brings bad luck expr.
Idioms
gittiği yere uğursuzluk getiren kişi bird of ill omen n.
uğursuzluk alameti a cloven hoof n.
(birine) uğursuzluk getirmek put the jinx on (something or someone) v.
Slang
etrafına uğursuzluk/ıstırap saçan kadın typhoid mary n.
şanssızlık/uğursuzluk getiren kimse typhoid mary n.