adeta - Turc Anglais Dictionnaire

adeta

Sens de "adeta" dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 19 résultat(s)

Turc Anglais
General
adeta almost adv.
I mean, I feel like I'm almost falling the whole time.
Yani onca zaman boyu adeta düşüyormuşum gibi hissediyorum.

More Sentences
adeta as it were adv.
He is, as it were, a grown up baby.
O, adeta yetişkin bir bebek.

More Sentences
adeta nearly adv.
Jules Verne's novels nearly gave the news from the future.
Jules Verne'in romanları adeta gelecekten haberler vermiştir.

More Sentences
adeta simply adv.
Tom was simply devastated.
Tom adeta harap olmuştu.

More Sentences
adeta so to speak adv.
adeta fair adv.
adeta fairly adv.
adeta so to say adv.
adeta kind of adv.
adeta virtually adv.
adeta all but adv.
adeta in fact adv.
adeta merely adv.
adeta closely adv.
adeta near adv.
adeta nearly adv.
adeta amaist [scottish] adv.
adeta as good as prep.
adeta like prep.

Sens de "adeta" avec d'autres termes dans le Dictionnaire Anglais-Turc : 55 résultat(s)

Turc Anglais
General
adeta büyülemek enthral v.
The captivating story enthralled the audience.
Sürükleyici hikaye izleyicileri adeta büyülemişti.

More Sentences
(benzini) adeta içmek guzzle v.
The old truck guzzled gasoline.
Eski kamyon benzini adeta içiyor.

More Sentences
adeta dili tutulmuş inarticulate adj.
The inarticulate boy struggled to express his emotions and thoughts clearly.
Adeta dili tutulan çocuk duygu ve düşüncelerini açıkça ifade etmekte zorlanıyordu.

More Sentences
adeta biçilmiş kaftan natural n.
adeta buz kesme douche [uk] n.
adeta intihar olan davranış suicide n.
birine adeta tapınmak set someone on a pedestal v.
birine adeta tapınmak put someone on a pedestal v.
birine adeta tapınmak practically worship someone v.
adeta pençe atarak ilerlemek claw v.
adeta lanetlemek bedevil v.
(birini bir duyguyla) adeta kaplamak cover v.
adeta bayılmak cling (to) v.
adeta yağdırmak pour v.
adeta uçup gitmek fly v.
adeta ben buradayım diye bağırmak scream v.
adeta linç etmek crucify v.
adeta donakalmak freeze v.
adeta kemirmek fret v.
vücuda adeta yapışan skintight adj.
adeta fildişi kulede büyüyen sheltered adj.
adeta ensesinde olan side by side adj.
adeta saydam subpellucid adj.
adeta ezerek crushingly adv.
Colloquial
kişiyle adeta bütünleşmiş özellik middle name n.
(birinin) adeta göbek adı gibi olan karakteristik yönü middle name n.
adeta cennette blissed adj.
adeta cennette gibi blissed out adj.
adeta el yakıyor at a fabulous price expr.
adeta (bir şey) as good as (something) expr.
(korkudan) adeta tir tir titriyorum I'm shaking expr.
(korkudan) adeta tir tir titriyorum I'm shaking (in fear) expr.
Idioms
adeta cennette gibi olma bliss ninny n.
yağmurun adeta bardaktan boşanırcasına yağdığını anlatmak için kullanılan ironik söz fine weather for ducks n.
yağmurun adeta bardaktan boşanırcasına yağdığını anlatmak için kullanılan ironik söz lovely weather for ducks n.
gürültüden adeta kendi sesini duyamamak can hardly hear yourself think v.
gürültüden adeta kendi sesini duyamamak can barely hear yourself think v.
gürültüden adeta kendi sesini duyamamak can't hear oneself think v.
(birine/bir şeye) adeta tapınmak put (someone or something) (up) on a pedestal v.
benzini/yakıtı (adeta) koklamak run off the smell of an oily rag [australia/new zealand] v.
(birine/bir şeye) adeta tapınmak set (someone or something) (up) on a pedestal v.
adeta gözünün içine bakmak sit at one's feet v.
adeta gök delindi (yağmur) heavens opened expr.
adeta gök delindi (yağmur) the heavens opened expr.
adeta/sanki sözleşmişçesine/planlamışcasına (right) on cue expr.
Trade/Economic
bir organizasyonda bir departmanın diğer departmanlardan kopuk çalışarak adeta görünmez bir duvar örmesi ve etkileşime izin vermemesi olarak açıklanabilecek sendrom vertical silo syndrome n.
Textile
pli yapmak (kumaşta eşit uzunlukta adeta akordiyonu andıran katlamalar yapmak) crease v.
Literature
adeta sütle dolup taşan lactifluous adj.
Religious
adeta bir mesih alter christus n.
adeta kutsal olan sacramental adj.
Geology
adeta cam gibi görünen subvitreous adj.
Music
müziği adeta seslerle renklendiren sanatçı colorist n.
müziği adeta seslerle renklendiren sanatçı colourist n.
Slang
kişinin (medya tarafından) adeta kanının emilmesi feeding frenzy n.
adeta varlığı yeten kimse screamer n.