gece - Turco Inglés Diccionario

gece

Significados de "gece" en diccionario inglés turco : 23 resultado(s)

Turco Inglés
General
gece nocturnal adj.
Aardvarks are nocturnal animals.
Karıncayiyenler gece hayvanlarıdır.

More Sentences
gece overnight adj.
The current disappearance of the international overnight trains proves that we are falling short in this area.
Şu anda uluslararası gece trenlerinin ortadan kalkması, bu alanda yetersiz kaldığımızı kanıtlıyor.

More Sentences
gece nightly adj.
The hotel offers nightly entertainment for its guests.
Otel, misafirleri için gece eğlenceleri organize ediyor.

More Sentences
gece in the night adv.
On those occasions, the Council spent the night here and Question Time was held in the night sitting.
Bu vesilelerle Konsey geceyi burada geçirdi ve gece oturumunda Soru Zamanı gerçekleştirildi.

More Sentences
gece at night adv.
Some of my fellow Members have complained that this debate is taking place at night.
Bazı üyelerimiz, bu tartışmanın gece vakti yapıldığını söyleyerek şikayet etti.

More Sentences
gece by night adv.
We work by day, and rest by night.
Gündüz çalışır, gece dinleniriz.

More Sentences
gece overnight adv.
The current disappearance of the international overnight trains proves that we are falling short in this area.
Şu anda uluslararası gece trenlerinin ortadan kalkması, bu alanda yetersiz kaldığımızı kanıtlıyor.

More Sentences
Common Usage
gece night adj.
General
gece nighttime n.
gece night n.
gece night time n.
gece night-time n.
gece nicht [scottish] n.
gece dark n.
gece sleep n.
gece night-time adj.
gece nighttime adj.
gece nocturnally adv.
gece anight adv.
gece anights adv.
Colloquial
gece dim n.
Idioms
gece the watches of the night n.
Informal
gece nite n.

Significados de "gece" con otros términos en diccionario inglés turco: 500 resultado(s)

Turco Inglés
General
hesap (lokanta/bar veya gece kulübünde yenilip içilen şeyler için) check n.
You can check out JR's Instagram account here.
Buradan JR'ın Instagram hesabına göz atabilirsiniz.

More Sentences
gece nöbet tutma vigil n.
She kept an all-night vigil over her sick child.
Hasta çocuğunun başında bütün gece nöbet tuttu.

More Sentences
geçen gece last night n.
I ate two green apples and a bowl of green grapes last night.
Geçen gece iki yeşil elma ve bir kase yeşil üzüm yedim.

More Sentences
gece uçuşu night flight n.
We are discussing night flights, noise pollution and especially sleeping disorders.
Gece uçuşlarını, gürültü kirliliğini ve özellikle uyku bozukluklarını tartışıyoruz.

More Sentences
gece bekçisi night watchman n.
The night watchman has a police dog.
Gece bekçisinin bir polis köpeği var.

More Sentences
gece nöbeti night duty n.
He is on night duty tonight.
Bu gece gece nöbetinde.

More Sentences
gece kuşu night owl n.
Tom's a real night owl, and often does his best writing after midnight.
Tom gerçek bir gece kuşudur ve genellikle en iyi yazılarını gece yarısından sonra yazar.

More Sentences
gece karanlığı nightfall n.
There's something magic about the nightfall.
Gece karanlığında sihirli bir şey var.

More Sentences
gece okulu night school n.
He studies in a night school for adults.
Yetişkinler için bir gece okulunda okuyor.

More Sentences
dün gece last night n.
By the way, according to the participants, last night's sitting was of extremely high quality.
Bu arada, katılımcılara göre dün geceki oturum son derece kaliteli geçti.

More Sentences
gece vakti nighttime n.
Fresh air, sunshine, and nighttime cold medicine.
Temiz hava, güneş ve gece vakti soğuk algınlığı ilacı.

More Sentences
gece elbisesi evening dress n.
Evening dress is desired.
Gece elbisesi istenmektedir.

More Sentences
gece başlığı nightcap n.
He put on his nightcap before settling into bed.
Adam, yatağa yerleşmeden önce gece başlığını taktı.

More Sentences
gece yarısı midnight n.
I certainly have no intention of keeping you here until midnight.
Sizi gece yarısına kadar burada tutmak gibi bir niyetim kesinlikle yok.

More Sentences
gece hayatı nightlife n.
The nightlife is better in New York.
New York'ta gece hayatı daha iyi.

More Sentences
gece çalışması night work n.
I'll be up all night working.
Bütün gece çalışacağım.

More Sentences
bir gece kalma overnight stay n.
I would like to have an overnight stay soon though.
Yine de yakında bir gece kalmak istiyorum.

More Sentences
gece vardiyası night shift n.
Fadil was working a night shift.
Fadıl bir gece vardiyasında çalışıyordu.

More Sentences
gece bekçisi night watchman n.
The night watchman has a police dog.
Gece bekçisinin bir polis köpeği var.

More Sentences
yarın gece tomorrow night n.
We'll meet again tomorrow night.
Yarın gece tekrar buluşacağız.

More Sentences
gece kıyafeti evening dress n.
The ladies were in evening dress.
Hanımlar gece kıyafeti giymişlerdi.

More Sentences
uykusuz gece sleepless night n.
I've had a lot of sleepless nights.
Çok uykusuz geceler geçirdim.

More Sentences
gece yürüyüşü night walking n.
There's something wonderful about night walks.
Gece yürüyüşlerinde harika bir şey var.

More Sentences
yıldızlı gece starry night n.
Make a wish on a starry night.
Yıldızlı gecede bir dilek tut.

More Sentences
gece kulübü nightclub n.
Since Tom couldn't make a decent living as a nightclub musician, he had to get a day job.
Tom bir gece kulübü müzisyeni olarak iyi bir yaşam sürdüremediği için günlük bir iş bulmak zorunda kaldı.

More Sentences
geçen gece the other night n.
When we were there the other night, 12 Palestinians were evicted from 12 flats in the middle of the city.
Geçen gece biz oradayken 12 Filistinli şehrin ortasındaki 12 daireden tahliye edildi.

More Sentences
gece içkisi nightcap n.
He enjoyed sipping a glass of whiskey as a nightcap.
Gece içkisi olarak bir bardak viski yudumlamaktan hoşlanıyordu.

More Sentences
hafta içi bir gece weeknight n.
They decided to have a quiet dinner at home on a weeknight.
Hafta içi bir gece evde sakin bir akşam yemeği yemeye karar verdiler.

More Sentences
gece kalmak stay overnight v.
They want Tom to stay overnight.
Tom'un gece kalmasını istiyorlar.

More Sentences
gece çökmek fall v.
Night was falling.
Gece çöküyordu.

More Sentences
yatmamak (gece) sit up v.
I used to sit up late at night.
Gece geç saatlere kadar yatmazdım.

More Sentences
bütün gece çalışmak pull an all-nighter v.
Let's pull an all-nighter.
Hadi bütün gece çalışalım.

More Sentences
gece gündüz night and day adv.
My father worked hard night and day.
Babam gece gündüz çok çalıştı.

More Sentences
gece yarısı at midnight adv.
On New Year's Eve, Tom kissed Mary at midnight.
Yılbaşı gecesi, Tom gece yarısı Mary'yi öptü.

More Sentences
gece boyunca all night long adv.
Tom studied all night long.
Tom bütün gece boyunca çalıştı.

More Sentences
gece boyunca throughout the night adv.
Evidence shows children sleep more peacefully throughout the night with lemon balm.
Kanıtlar, çocukların melisa ile gece boyunca daha huzurlu uyuduklarını göstermektedir.

More Sentences
gece gündüz day and night adv.
Has anyone got a clue what it is like to lamb a flock of sheep day and night?
Gece gündüz bir koyun sürüsünü gütmenin nasıl bir şey olduğu hakkında bir fikri olan var mı?

More Sentences
gece boyunca all night adv.
All night outside with no food, freezing, and he didn't even catch a cold.
Gece boyunca dışarıda yiyecek bir şey olmadan o dondurucu soğukta nezle bile olmamış.

More Sentences
bu gece this night adv.
This night will also pass away.
Bu gece de geçip gidecek.

More Sentences
her gece every night adv.
Tom falls asleep every night watching TV.
Tom her gece televizyon izlerken uyuyakalır.

More Sentences
bu gece tonight adv.
I would ask you to consider postponing that debate until later tonight.
Bu tartışmayı bu gecenin ilerleyen saatlerine ertelemeyi düşünmenizi rica ediyorum.

More Sentences
ertesi gece next night adv.
The next night, I did not sleep well.
Ertesi gece, iyi uyumadım.

More Sentences
Colloquial
gece kuşu a night owl n.
I used to be a night owl, but now I'm an early riser.
Eskiden gece kuşuydum ama artık erken kalkıyorum.

More Sentences
gece insanı a night person n.
I'm not a night person.
Ben gece insanı değilim.

More Sentences
gece çalışmak work nights v.
Tom works nights.
Tom geceleri çalışır.

More Sentences
Common Usage
gece oluşan nocturnal n.
gece ortaya çıkan nocturnal adj.
General
gece klübü cabaret n.
gece elbisesi nightdress n.
gece çantası evening bag n.
gece kelebeği moth n.
gece bölümü night school n.
gece işçisi workman on the night shift n.
gece nöbeti night watch n.
gece kulüplerinde eğlence gösterisi floorshow n.
kadınların gece toplantılarında giydikleri gösterişli giysi toilet n.
gece gösterisi evening showing n.
gece klübü nightclub n.
gece klübü nightspot n.
gece mavisi saxe n.
gece balıkçılı night heron n.
gece yarısı güneşi kıyısı midnight sun coast n.
gece lambası night light n.
gece körlüğü night blindness n.
gece kandili night light n.
gece terlemesi night sweat n.
gece tarifesi night tariff n.
tiyatro ve gece kulübüne sıkça giden adam man about town n.
gece manzarası nocturne n.
gece vakti night time n.
gece kuşu nighthawk n.
gece hemşiresi night nurse n.
gece mesaisi night shift n.
gece kuşu owl n.
gece yarısından sonraki ilk saatler the small hours n.
gece kuşu bat n.
ucuz gece kulübü honky tonk n.
gece geç saatler the small hours n.
gece ibadeti vigil n.
gece görme scotopic vision n.
gece hayatı night life n.
gece klübü honky tonk n.
ucuz bar veya gece klubü barrelhouse n.
gece matinesi soiree n.
gece klübü spot n.
gece nöbetçisi nightwatchman n.
gece nöbeti vigil n.
beyaz gece white night n.
gece yarısından sonraki üç dört saat small hours n.
gece yarısı güneşi midnight sun n.
gece elbisesi dress clothes n.
gece uyumama vigil n.
onikinci gece twelfth night n.
gece postası night mail n.
gece yatısı overnight visit n.
gece yatısına gelen misafir houseguest n.
gece nöbetçisi night watchman n.
gece yarısından sonraki zaman the wee hours n.
eski bir inanışa göre cadıların, hayaletlerin, hortlakların ortalığa çıktığı gece (31 ekim) halloween n.
(telefonda) gece tarifesi night charge n.
gece eğitimi night training n.
gece kırmızısı midnight red n.
gece telefonu night phone n.
gece mavisi midnight blue n.
hristyanlıkta gece ayini nocturn n.
gece bekçilerinin devriyelerinin tutulduğu kayıt defteri noctograph n.
gece müziği nocturne n.
gece kuşu noctambule n.
gece kulübü nightspot n.
gece kuşu nightjar n.
binbir gece masalları arabian nights n.
gece yıldızı night star n.
gündüz külahlı gece silahlı whited sepulcher n.
gündüz külahlı gece silahlı whited sepulchre n.
gece görüş cihazı forward looking infra-red n.
gündüz-gece şalteri day-night reverser n.
gece işçisi night-worker n.
gece açık bırakılan loş ışık night-light n.
bataklıklarda gece görülen ve yakamoza benzeyen bir parıltı will-o-the-wisp n.
abd'de bar veya gece kulübü café n.
gece 12 ile öğlen 12 arasındaki zaman dilimi a.m. (ante meridiem) n.
gece için azaltma ayarı night setback n.
gece kuşu night bird n.
gece postası night shift n.
gece postası night crew n.
gece lambası reading light n.
gece yarısı başlayan gün civil day n.
gece nöbeti graveyard watch n.
gece nöbeti middle watch n.
gece nöbeti midwatch n.
gece işi nightwork n.
gece kuşu night-owl n.
tutku dolu bir gece a night of passion n.
tutkulu bir gece a night of passion n.
yıldızsız gece starless night n.
gece pazarı night market n.
gece yarısından sonraki saatler small hours n.
gece kıyafeti evening gown n.
gece kıyafeti night dress n.
gece elbisesi night dress n.
gece elbisesi evening gown n.
binbir gece masalları 1001 arabian nights n.
1001 gece masalları 1001 arabian nights n.
binbir gece masalları a thousand and one nights n.
1001 gece masalları a thousand and one nights n.
binbir gece masalları 1001 nights n.
1001 gece masalları 1001 nights n.
gece yolculuğu night ride n.
gece yolculuğu night travel n.
gece yolculuğu night trip n.
hatırlanacak bir gece a night to remember n.
unutulmayacak bir gece a night to remember n.
on dört gece fourteen nights n.
(aynı gece içinde) o bar senin bu bar benim gezme bar-hopping n.
(aynı gece içinde) o bar senin bu bar benim gezme bar tour n.
(aynı gece içinde) o bar senin bu bar benim gezme pub crawl n.
(aynı gece içinde) o bar senin bu bar benim gezme bar crawl n.
gece lambası nightlight n.
gece devriyesi night patrol n.
gece yürüyüşü night walk n.
gece uçuşu/seferi redeye flight n.
gece uçuşu/seferi redeye n.
gece editörü night editor n.
gece lambası night lamp n.
tatlı gece lovely night n.
gece lambası bedside lamp n.
renkli/canlı/hareketli gece hayatı vibrant nightlife n.
uykusuz/huzursuz gece restless night n.
hesap (lokanta/bar veya gece kulübünde yenilip içilen şeyler için) cheque n.
gece vakti night-time n.
gece klubü a-go-go n.
sağanak yağışlı gece a night of heavy rain n.
sağanak yağışlı gece a night with heavy rain n.
gece kulübü disco n.
gece kulübü night club n.
gece kulübü club n.
gece kulübü discothèque n.
gece çavuşu night sergeant n.
gece adamı nightman n.
tüm gece süren parti all-night party n.
(genelde gökyüzü için söylenir) yıldızlarla dolu gece star-studded night n.
yıldızlı gece star-studded night n.
fırtınalı gece stormy night n.
gece çantası clutch n.
bulutsuz gece clear night n.
gece kampı camp overnight n.
gece yürüyüşü night stroll n.
gece yürüyüşü nighttime stroll n.
hızlı ve canlı dans edilen gece kulübü à gogo n.
gece çorbası night soup n.
kadın dansçıları veya striptizcileri olan erkeklere özel gece kulübü gentleman’s club n.
özel gece night n.
gece etkinliği night n.
gece vardiyası night n.
gece mavisi night blue n.
gece çanı night bell n.
gece zili night bell n.
gece mesaisi ekibi night shift n.
gece çalışan işçiler night shift n.
gece nöbeti night shift n.
gece nöbetçisi night watch n.
gece vardiyacısı night watch n.
gece gözcüsü night watch n.
gece bekçisi night watch n.
gece kulübüne gitme nightclubbing n.
gece kulübünde takılma nightclubbing n.
gece vakti nightertale n.
gece koşullarına uygun spor veya kamp giysisi nightgear n.
gece çalışan tuvalet temizlikçisi nightman n.
gece görevlisi nightman n.
gece çalışan tuvalet temizlikçisi night man n.
gece görevlisi night man n.
gece mesaisi nightshift n.
gece vardiyası nightshift n.
gece vardiyası nightshift [usa] n.
gece görüşü night-sight n.
seyahatte verilen gece molası night-stop n.
gece yarısı the midnight hour n.
gece yarısı twelve n.
gece yarısı twelve hours [scottish] n.
tüm gece süren proje all nighter n.
tüm gece süren etkinlik all nighter n.
bütün gece süren şey all-nighter n.
bütün gece yetecek kadar ışık allnight n.
bütün gece yetecek kadar yakıt allnight n.
bütün gece yetecek kadar yiyecek allnight n.
gündüz ve gece süresinin eşit olduğu tarih fall equinox n.
gündüz ve gece süresinin eşit olduğu tarih september equinox n.
(bir edebi eser için) gece saatlerinde çok yoğun çalışma elucubration [obsolete] n.
gece saatlerinde çok yoğun çalışarak üretilen edebi eser elucubration n.
gece seyahati overnighter n.
gece yarısı zero hour n.
gece elbisesi cocktail dress n.
sadece üyelerini ve onların davetlilerini kabul eden, üyelerinde mekanın anahtarının bulunduğu bir gece kulübü key club n.
gece eğlencesi evening n.
cesedin başında tutulan gece nöbeti latewake [uk] n.
cesedin başında tutulan gece nöbeti late-wake [uk] n.
cesedin başında tutulan gece nöbeti lykewake [scotland] n.
gece ibadeti vigily n.
gece nöbeti vigily n.
bir şarkıcı veya gece kulüpleri oluşumu tarafından düzenlenen müzik festivali saengerfest n.
şafak ile gece yarısının ortası quarternight n.
uykusuz gece white night n.
canlı müzik yapılan küçük gece kulübü veya restoran boîte n.
gece kulübü boîte de nuit n.
gece mavisi midnight n.
şişeyle içki satın alan müşterilere hizmet veren bir gece kulübü bottle club n.
ucuz gece kulübü honkytonk n.
ucuz gece kulübü honky-tonk n.
gece başlığı hoo [dialect] n.
görevi gece kulübü veya dans salonunda müşteriler ile dans etmek olan kadın hostess n.
gece körlüğü olan göz moon-eye n.
gece vakti faal olan kimse moonlighter n.
gece baskınında yer alan kimse moonlighter n.
gece vakti iş yapma moonlighting n.
dün gece yestreen [scotland] n.
son gece yestreen [scotland] n.
(gece avcılığı sırasında) kuşları korkutmak için kullanılan bir çan lowbell n.
gece kuşu lucubrator n.
gece vakti çalışan kimse lucubrator n.
gece kulüplerinde tavşan kuyruğu ve kulakları takan garson kız bunny girl n.
gece karanlığı dark n.
gece elbisesi dinner gown n.
gece nöbetçisi graveyard watch n.
bar, gece kulubü dışında içilmek üzere içki satışı off-sales [uk] n.
bir gece kalma overnight n.
quebec ulusal bayramı'nda hastalık ve uğursuzluğu defetmek için gece yakılan ateş needfire n.
genellikle gençlerin gece kulüplerinde kontrollü olarak aldıkları uyuşturucu club drug n.
gece başlığı cowl [scotland] n.
gece elbisesi fancy dress n.
gece görülen ve ölüm habercisi olduğuna inanılan ışık fetch candle n.
gece karanlığı cockshut time n.
avustralya yerlilerinin gece danslarıyla kutladıkları bir bayram töreni corrobory n.
gece yarısı başlayan zaman aralığı day n.
gece kuşu fly-by-night n.
gece seyahat eden kimse fly-by-night n.
ertesi sabahında okul olan gece school night n.
ertesi gün işgünü olan gece school night n.
… gece kadar süre sleep n.
gece kampı sleepaway camp n.
kadın gece ayakkabısı slipper n.
(özellikle erkekler için) gece eğlencesi smokeho n.
(özellikle erkekler için) gece eğlencesi smoko n.
dün gece streen [scotland] n.
geçen gece streen [scotland] n.
büyük ve lüks gece kulübü superclub n.
gece uyumadan önce atıştırılan yemek supper n.
gece kulübü supper club [us/canada] n.
küçük ve lüks gece kulübü supper club [us/canada] n.
gece uyumadan önce bir şeyler atıştırılan zaman dilimi suppertime n.
gece uykusuna yatırılan çocuğun üstünü örtmek tuck someone in v.
gece uykusuna yatmak üzere yatmak go to bed v.
gece gündüz demeden çalışarak kendini helak etmek burn the candle at both ends v.
gece elbisesi giymek dress v.
beklemek (gece yatmayıp) sit up for v.
gece boyu beklemek sit up for v.
gece yarısına kadar çalışmak burn the midnight oil v.
felekten bir gece çalmak have a very enjoyable night v.
gece dışarı çıkmak go out at night v.
gece geç saatlere kadar uyanık kalmak stay up late v.
gece uyanmak wake in the night v.
gece sokağa çıkmak go out at night v.
gece yemek eat at night v.
bütün gece ayakta kalmak stay up all night v.
bütün gece uyumamak stay up all night v.
gece çıkmak go out at nights v.
gece geç saatlere kadar çalışmak work or study late into the night v.
gece geç saatlere kadar çalışmak work until very late v.
gece uyuyacak bir yer bulmak bed down some place v.
gece için kamp kurmak make camp for the night v.
(köpek) bütün gece ulumak howl all night long v.
gece çökmek (for night) to fall v.
tüm gece çalışmak work all night v.
kuru fasulyeleri bir gece önceden ıslatmak soak the beans overnight v.
kuru fasulyeleri bir gece önceden ıslatmak soak the beans the night before v.
gece geç saate kadar dışarıda kalmak stay out late v.
kodeste bir gece geçirmek spend a night in jail v.
bir gece kulübüne gitmek go to a nightclub v.
birbirinden gece gündüz kadar farklı olmak be as different as night and day v.
sessiz bir gece geçirmek have a quiet night in v.
(bebek) gece süt için uyanmak wake to nurse v.
gece yalnız yürümek walk alone at night v.
tanıdık ve arkadaşları selamlamak amacıyla bir lokanta ya da gece kulubündeki masalar arasında dolaşmak table-hop v.
gece geçirmek night v.
(bir edebi eser için) gece saatlerinde çok yoğun çalışmak elucubrate [obsolete] v.
(gece kulübünün) yıldızı olmak headline v.
gece boyu uyanık kalmak overwatch [obsolete] v.
(bir diğerinden) daha fazla gece öyküsü anlatmak outnight v.
(gece) boyunca uyumak outsleep v.
(gece) uyuyarak bitirmek outsleep v.
(kararın) bir gece üstüne yatmak sleep v.
günün yorgunluğuyla gece sersem gibi olmak sundown v.
(hayvanı) gece beslemek sup v.
(atı) gece beslemek supper v.
(atı) gece besleyerek uyutmak supper v.
gece dolaşan noctivagant adj.
aşırı kalabalık (mekan, gece kulübü vb) rammed adj.
gece meydana gelen nightly adj.
gece olan overnight adj.
gece boyunca süren nightlong adj.
bir gece için olan overnight adj.
gece boyunca (süren) nightlong adj.
uykusuz (gece) restless adj.
gece parlayan (özellikle bulut) noctilucent adj.
gece parlayan (bulut) noctilucent adj.
bütün gece süren (bir olay) all-night adj.
gece gündüz yapılan round-the-clock adj.
bir gece süren overnight adj.
(bulut) gece parlayan noctilucent adj.
gece konulu night adj.
gece özelliği taşıyan night adj.
gece meydana gelen night adj.
gece düzenlenen night adj.
gece çalışan night adj.
gece görevi yapan night adj.
gece göreviyle ilgili night adj.
gece aktif olan night adj.
gece vakti yolculuk yapan nightfaring adj.
gece vakti yurtdışına seyahat eden nightfaring adj.
gece vakti yolculuk yapan night-faring adj.
gece vakti yurtdışına seyahat eden night-faring adj.
bir gece ve bir günü kapsayan noctidial adj.
gece olduran noctiferous [obsolete] adj.
üç gece süren trinoctial adj.
gece boyu açık all-night adj.
tüm gece açık all-night adj.
gece geç saatte olan late-night adj.
gece ve gündüz eşitliği ile ilgili equidiurnal adj.
gece yarısına ait mesonoxian adj.
gece yarısı ile ilişkili mesonoxian adj.
gece yarısına ait midnight adj.
gece yarısıyla ilgili midnight adj.
gece yarısında meydana gelen midnight adj.
gece yarısını düşündüren midnight adj.
gece yarısına benzeyen midnight adj.
gece yapılan moonlight adj.
gece meydana gelen moonlight adj.
gece olan lucifugous adj.
gece çalışmaları ile ilgili lucubratory adj.
gece yapılan overnight adj.
gece boyu süren overnight adj.
(hayvan) gece yatıp gündüz beslenmek için uyanan couchant and levant [obsolete] adj.
gece yarısından sonra gerçekleşen postmidnight adj.
gece yarısından sonra meydana gelen postmidnight adj.
gece çökmeden gerçekleşen day adj.
gece konuda yaşamış shanty adj.
her gece olan nightly adj.
gece gündüz round the clock adv.
gece geç vakte kadar far into the night adv.
hem gece hem gündüz by day as well as night adv.
gece yarısı at dead of night adv.
bütün gece all night long adv.
dün gece yesternight adv.
her gece nightly adv.
gece yarısından sonra in the small hours adv.
bir gece içinde overnight adv.
hiç bitmeyecekmiş gibi gelen bir gece boyunca all the livelong night adv.
hiç bitmeyecekmiş gibi gelen gece boyunca at the livelong night adv.
gece boyunca nightlong adv.
öğlen 12 ile gece 12 arasındaki zaman dilimi p.m. (post meridiem) adv.
gece boyu nightlong adv.
üç gün üç gece three days and three nights adv.
gece gece at this time of (the night) adv.
üst üste her gece night after night adv.
gece yarısından beri since midnight adv.
gece yarısından bu yana since midnight adv.
bir önceki gece the night before adv.
gece ve gündüz around the clock adv.
öğleden sonra dört ile gece yarısı arasında between four in the afternoon and midnight adv.
gece yarısından hemen önce just before midnight adv.
birçok gece night by night adv.
gece vaktinde nocturnally adv.
gece esnasında nocturnally adv.
gece gündüz for 24 hours adv.
öğle vakti ile gece yarısı arasında p.m. adv.
gece boyunca over adv.
gece yarısı midn (midnight) abrev.
gece yarısı midn. (midnight) abrev.
Phrasals
gece gündüz demeden çalışmak peg away at v.
gece dışarı çıkmak take someone out v.
devamlı gece kulüplerine gitmek bum around v.
devamlı gece kulüplerinde takılmak bum around v.
barlarda/gece kulüplerinde sürtmek bum around v.
(gece/gündüz) seyahat/yolculuk etmek travel by (something) v.
gece geç saate kadar uyumadan beklemek wait up v.
(gece) işten eve gitmek sleep out v.
gece hayaletler/hortlaklar çıkacak sanma things that go bump in the night expr.
Phrases
iyi bir gece geçirmek have a good night v.
(gün/gece/parti) çok hoştu/güzeldi It’s been expr.
çok hoş/güzel (bir gün/bir gece/vakit) geçirdik It’s been expr.
gece yarısından önceki bir saatlik uyku sonrasındaki iki saate bedeldir one hour's sleep before midnight is worth two after expr.
gece yeni başladı the night's still young expr.
Proverb
gece/karanlıkta her şey birbirine benzer all cats are grey at night n.
gece/karanlıkta her şey birbirine benzer all cats are grey by night n.
gece yarısından önceki bir saatlik uyku sonrasındaki iki saate bedeldir one hour's sleep before midnight is worth two after
Colloquial
gece sokaklarda gezen külhanbeyi night bird n.
gece kulübü niterie n.
gece kulübü nitery n.
gece çocuk ağladığı için yanına gidip onun yatağında uyuyakalma musical beds n.
büyük gece big night n.
çok özel bir gece a very special night n.
gece yapılan uçak seyahati a red eye n.
gece yarısından sonraki zaman dead of night n.
gece sonu end of the night n.
gece uçuşu a red eye n.
gece otel görevlisi night guy n.
gece yarısını bir geçe one minute past midnight n.
gece kutlaması night celebration n.
iyi bir gece uykusu a good night's sleep n.
sabah/öğle ve akşam/gece morning, noon, and night n.
son gece last night n.
(alkollü bir mekana gidildiğinde) dönüşte arabayı kullanacak olan dolayısıyla o gece içmeyen kişi a designated driver n.
gece kulüplerine/barlara gitme giggling n.
gece izinsiz özel/halka açık havuzlara girme pool-hopping n.
kapalıyken veya gece gizlice özel/halka açık havuzlara girme pool-hopping n.
(bardan, gece kulübünden) kaldırılan kişiler pick-up n.
karanlıkta/gece bütün kediler gridir nifty n.
gece kulübü spot n.
hem beyaz hem siyahilerin gittiği gece kulübü black-and-tan n.
kocaya verilen gece arkadaşlarıyla dışarıya çıkma izni hall pass n.
bütün gece çalışma all-nighter n.
tüm gece açık mekan all-nighter n.
bütün gece açık müessese all-nighter n.
gece/sabaha kadar oturan kimse all-nighter n.
bütün gece uyumayan kimse all-nighter n.
bütün gece uyanık olan kimse all-nighter n.
gece kuşu all-nighter n.
gece boyu süren şey all-nighter n.
gece dolaşan haydut nocturnal n.
gece dolaşan fahişe nocturnal n.
kalınan yerin ödemesini yapmamak için gece vakti acele çıkıp gitme moonlight [uk] n.
kalınan yerin ödemesini yapmamak için gece vakti acele çıkıp gitme moonlight flit [uk] n.
gece izni overnight n.
gece etkinliği overnighter n.
gece yatıya kalma overnighter n.
gece bir yerde kalma overnighter n.
gece konaklama overnighter n.
bar veya kulüpte kadınlar için promosyon yapılan gece ladies' night n.
gece treni owl train n.
gece çalışma nighter n.
gece açık mekan nighter n.
gece uyumayan kimse nighter n.
gece kuşu nighter n.
gece çalışma enerjisi midnight oil n.
gece kulübüne gitmek hit up the clubs v.
gece kulübünde takılmak hit up the clubs v.
bütün gün/gece/hafta sonu bir şey yapmak make a day/night/weekend of it v.
gece birlikte kalmak spend the night v.
gece birlikte kalmak spend the night with somebody/together v.
gece birlikte kalmak stay the night v.
gece vardiyasında çalışmak work nights v.
bir gece one night adv.
birkaç gece önce a few nights ago expr.
gece gündüz durmadan round the clock expr.
gece gündüz durmadan nonstop expr.
gece gündüz durmadan non-stop expr.
gece gündüz durmadan around-the-clock expr.
gece geç saatlere kadar late into the night expr.
gece yarısı gibi (varmak/gitmek vb) along about midnight expr.
gece gündüz durmadan day-and-night expr.