uzanmak - Türkisch Englisch Wörterbuch

uzanmak

Bedeutungen von dem Begriff "uzanmak" im Englisch Türkisch Wörterbuch : 74 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
Common Usage
uzanmak reach out v.
Yet, there we go, reaching out to Lebanon.
Yine de Lübnan'a uzanmaya devam ediyoruz.

More Sentences
uzanmak stretch out v.
Tom stretched out on the grass and fell asleep.
Tom çimenlerin üzerinde uzandı ve uykuya daldı.

More Sentences
uzanmak lie down v.
Tom said that he had a bad headache and needed to lie down.
Tom başının çok ağrıdığını ve uzanması gerektiğini söyledi.

More Sentences
uzanmak reach v.
When I was a kid, my hair reached down to my knees.
Çocukken saçlarım dizlerime kadar uzanırdı.

More Sentences
uzanmak lie v.
My head is spinning; I should lie down.
Başım dönüyor; uzanmam gerek.

More Sentences
General
uzanmak lain v.
This is the first time I've ever lain on this grass.
Bu çime ilk kez uzandım.

More Sentences
uzanmak reach out for v.
He reached out for the book.
O, kitabı almak için uzandı.

More Sentences
uzanmak reach v.
I couldn't reach the remote, so I had to get up.
Kumandaya uzanamadım, o yüzden kalkmam gerekti.

More Sentences
uzanmak kip v.
Grandad is kipping on the couch.
Büyükbaba kanepede uzanıyor.

More Sentences
uzanmak lounge v.
She lounged by the pool.
Havuz kenarında uzandı.

More Sentences
uzanmak go to v.
My concerns go to the heart of the US system.
Endişelerim ABD sisteminin kalbine kadar uzanıyor.

More Sentences
uzanmak sprawl v.
Tom is sprawled out on his bed.
Tom yatağında uzanıyor.

More Sentences
uzanmak stretch v.
Their friendship stretched over two decades.
Dostlukları yirmi yıla kadar uzanıyordu.

More Sentences
uzanmak extend v.
In addition, the trawlable shelf extends well beyond territorial waters.
Buna ek olarak, trolle avlanabilir sahanlık karasularının çok ötesine uzanmaktadır.

More Sentences
uzanmak run v.
The electricity cables run along the exterior walls.
Elektrik kabloları dış duvarlar boyunca uzanmaktadır.

More Sentences
uzanmak spread v.
A dreary landscape spread out for miles in all directions.
Kasvetli bir manzara her yöne doğru kilometrelerce uzanıyor.

More Sentences
uzanmak range v.
Their conversation ranged from politics to pop culture and everything in between.
Sohbetleri, siyasetten popüler kültüre ve oradan buradan pek çok konuya uzanıyordu.

More Sentences
uzanmak go v.
It must be said that this history goes back a long way to 1997.
Bu geçmişin 1997'ye kadar uzandığı söylenmelidir.

More Sentences
uzanmak run along v.
The street runs along the river.
Cadde nehir boyunca uzanıyor.

More Sentences
uzanmak lie v.
Tom is lying on the sofa watching TV.
Tom TV izleyerek kanepede uzanıyor.

More Sentences
uzanmak reach into v.
Tom reached into his bag.
Tom çantasına uzandı.

More Sentences
uzanmak lay v.
It's hard to choose; we have several options laid before us.
Seçim yapmak zor; önümüzde uzanan birkaç seçenek var.

More Sentences
Phrasals
uzanmak reach over v.
Tom reached over and took Mary's hand.
Tom uzandı ve Mary'nin elini tuttu.

More Sentences
Technical
uzanmak lie v.
Tom is lying on a blanket near the fire.
Tom ateşin yanında bir battaniyede uzanıyor.

More Sentences
Common Usage
uzanmak lengthen v.
General
uzanmak sweep v.
uzanmak hand up v.
uzanmak loll v.
uzanmak skirt along v.
uzanmak extend along v.
uzanmak repose oneself v.
uzanmak kip down v.
uzanmak recline v.
uzanmak be couched v.
uzanmak jut v.
uzanmak stream v.
uzanmak go over to v.
uzanmak reach forth v.
uzanmak grasp at v.
uzanmak snatch at v.
uzanmak rest v.
uzanmak trail v.
uzanmak outstretch v.
uzanmak be ranging to the v.
uzanmak repose v.
uzanmak dispread v.
uzanmak overreach v.
uzanmak lie awake v.
uzanmak accumb v.
uzanmak rax v.
uzanmak recumb v.
uzanmak reest [dialect] v.
uzanmak undouble v.
uzanmak bestride v.
uzanmak ligge v.
uzanmak lill v.
uzanmak overget [dialect] [uk] v.
uzanmak overhang v.
uzanmak overspan v.
uzanmak roll v.
uzanmak outlie v.
uzanmak outreach v.
uzanmak sit v.
uzanmak snug v.
uzanmak streek v.
Phrasals
uzanmak hold out v.
uzanmak stretch out to v.
uzanmak string out v.
Idioms
uzanmak make a long arm for (something) v.
uzanmak catch a snooze v.
uzanmak get (one's) head down v.
uzanmak take a load off v.
uzanmak take the weight off (one's) feet v.
uzanmak take the weight off (one's) legs v.

Bedeutungen, die der Begriff "uzanmak" mit anderen Begriffen im Englisch Türkisch Wörterbuch erhalten hat: 242 Ergebniss(e)

Türkisch Englisch
General
kadar uzanmak go back to v.
The story goes back to the sixteenth century.
Hikaye, on altıncı yüzyıla kadar uzanıyor.

More Sentences
kımıldamadan uzanmak lie still v.
Just lie still.
Sadece kımıldamadan uzan.

More Sentences
(dinlenmek amacıyla) uzanmak lie awake v.
He lay awake all night.
Bütün gece uyumadan uzandı.

More Sentences
kıvrılarak uzanmak sweep v.
We could see the foothills sweeping down to the river.
Nehre doğru kıvrılarak uzanan dağ eteklerini görebiliyorduk.

More Sentences
üstüne doğru uzanmak jut v.
The cliff jutted out over the roaring ocean waves.
Sarp kayalıklar, kükreyen okyanus dalgalarının üzerine doğru uzanıyordu.

More Sentences
üzerinden uzanmak overhang v.
The cliff overhangs the valley.
Sarp kayalık, vadiye doğru uzanıyor.

More Sentences
Phrasals
önünde uzanmak lie before v.
A vast desert lay before us.
Geniş bir çöl önümüzde uzanıyor.

More Sentences
(bir noktadan diğer noktaya) kadar uzanmak extend (from something) (to something) v.
Reforms extended from Finland, Holland and Germany to Austria, France and Italy.
Reformlar Finlandiya, Hollanda ve Almanya'dan Avusturya, Fransa ve İtalya'ya kadar uzandı.

More Sentences
(birine/bir şeye) kadar uzanmak reach to (someone or something) v.
My sister's hair reaches to her shoulders.
Kız kardeşimin saçları omuzlarına kadar uzanıyor.

More Sentences
(birine/bir şeye) uzanmak extend to (someone or something) v.
They will be the new neighbours of the enlarged Union, which will one day extend to the Balkans region too.
Bir gün Balkanlar bölgesine de uzanacak olan genişlemiş Birliğin yeni komşuları olacaklar.

More Sentences
(birine/bir şeye) kadar uzanmak extend to (someone or something) v.
Our responsibility extends to the models of cars.
Sorumluluğumuz araba modellerine kadar uzanıyor.

More Sentences
Idioms
yatakta uzanmak lie in [us] v.
He was lying in bed a long time.
Uzun süredir yatakta uzanıyordu.

More Sentences
Common Usage
uyumak üzere uzanmak go to sleep v.
uyumak üzere uzanmak go to bed v.
General
ileriye uzanmak reach ahead v.
üzerinde kemer gibi uzanmak arch over v.
boylu boyunca uzanmak recline v.
her iki tarafında uzanmak bestride v.
tatlı bir sıcaklığın karşısında uzanmak bask v.
sere serpe uzanmak sprawl v.
göz alabildiğine uzanmak spread v.
kıvrılarak uzanmak (nehir) ramble v.
almak üzere uzanmak reach out for v.
iki seksen uzanmak lick the dust v.
daha iyi uzanmak outreach v.
üzerinde kemer gibi uzanmak arch above v.
bir yandan öbür yana uzanmak traverse v.
tembelce uzanmak lounge v.
yatağa uzanmak lie on the bed v.
yatağa uzanmak lie down the bed v.
yatağa uzanmak lie in the bed v.
yatağa uzanmak sit on the bed v.
iki seksen uzanmak be flattened (by a fisticuff) v.
iki seksen uzanmak loll v.
iki seksen uzanmak be tickled pink v.
uçsuz bucaksız uzanmak endlessly extend along v.
uçsuz bucaksız uzanmak endlessly stretch (out) v.
-e uzanmak grasp at v.
-e uzanmak go down to v.
-e kadar uzanmak extend over v.
-den yukarı uzanmak stick up through v.
-den dışarı uzanmak project from v.
-den dışarı uzanmak stick out v.
-den içeri uzanmak stick in through v.
uzanmak (geçmişte belirli bir zamana kadar) trace to v.
gökyüzüne uzanmak dispread through the sky v.
sahile uzanmak lie on the beach v.
kanepede uzanmak lie on the sofa v.
kanepeye uzanmak lie on the sofa v.
güneşte uzanmak lay in the sun v.
bir ağacın altına/altında uzanmak lay down under a tree v.
turna gibi uzanmak crane v.
güneşte uzanmak bask in the sun v.
sırt üstü uzanmak lie flat v.
geçmişe uzanmak retroject v.
çime uzanmak lie down on the grass v.
çimene uzanmak lie down on the grass v.
çimlere uzanmak lie down on the grass v.
kan revan içinde uzanmak welter v.
dışarı uzanmak outjut v.
üzerinde uzanmak surmount v.
gerisinde/arkasında uzanmak back v.
kanepeye yeniden uzanmak recouch [obsolete] v.
iki seksen uzanmak be sprawled v.
iki seksen uzanmak lie sprawled v.
iki seksen uzanmak sit sprawled v.
iki seksen uzanmak be sprawled out v.
iki seksen uzanmak lie sprawled out v.
iki seksen uzanmak sit sprawled out v.
bir şeyin/bir yerin derinliğine/içlerine kadar uzanmak/varmak reach deep into something/somewhere v.
(nesnenin) üzerinde uzanmak thwart [obsolete] v.
altında uzanmak underrun v.
yukarıya doğru uzanmak upjet v.
yukarı uzanmak upreach v.
boylu boyunca uzanmak bestride v.
paralel veya bitişik olarak uzanmak march v.
engin bir şekilde uzanmak march v.
sınır oluşturacak şekilde boylu boyunca uzanmak margin v.
rahatsız pozisyonda uzanmak mislie v.
yıllar öncesine uzanmak mount v.
geçmişe uzanmak mount v.
bir şeyden destek alarak uzanmak repose v.
aşağıya uzanmak descend v.
sere serpe uzanmak grabble [dialect] v.
öteye uzanmak overreach v.
yukarı uzanmak overreach v.
'-e kadar uzanmak overspan v.
üzerinde kemer gibi uzanmak concamerate v.
çıkıntı yapmadan düz çizgi halinde uzanmak plane v.
yüz üstü uzanmak plank v.
hızla uzanmak dive v.
önünde uzanmak forelie v.
ötesine uzanmak outstretch v.
öne doğru uzanmak poke v.
dışarı uzanmak poke out v.
(coğrafi şekil) uzanmak push v.
süresince uzanmak span v.
boyunca uzanmak span v.
bir yerden diğerine uzanmak span v.
sere serpe uzanmak spread-eagle v.
elle uzanmak streek [obsolete] v.
Phrasals
(bina) uzanmak/gitmek (bir yere) ramble on v.
aşağıya doğru uzanmak slope away from v.
aşağıya doğru uzanmak slope down (to something or some place) v.
aşağıya doğru uzanmak slope (down) toward something v.
aşağıya doğru uzanmak slope away from something v.
aşağıya doğru uzanmak fall away toward something v.
bir şeyin üstüne uzanmak/yatmak lie down on something v.
birinin yanına uzanmak/yatmak lie alongside of someone v.
bir şeyin altına/altında uzanmak/yatmak lie down beneath something v.
boylu boyunca uzanmak stretch out v.
bir şeyin altına/altında uzanmak/yatmak lie down under something v.
boyunca uzanmak stretch across (something) v.
bir şeyin üzerine uzanmak/yatmak lie down on something v.
boyunca uzanmak extend across v.
boylu boyunca uzanmak lie down v.
birinin yanına uzanmak/yatmak lie next to someone v.
boyunca uzanmak extend along v.
önünde uzanmak lie ahead of v.
önünde uzanmak lie ahead v.
-e kadar uzanmak stretch away to v.
(bir yerin içine kadar) uzanmak project into something v.
yukarı doğru uzanmak slope up (to something) v.
'e uzanmak repose on v.
zamanın derinliklerine kadar uzanmak go back to v.
(bir yerin içine kadar) uzanmak extend into something v.
(koltuğa/sedire vs.) gömülmek/uzanmak sink back into something v.
'e uzanmak repose in v.
(yerdeki/aşağıdaki) bir şeye uzanmak reach down to something v.
-e kadar uzanmak go back to v.
(bir şeyin) içine/doğru uzanmak/dalmak reach out into something v.
'e uzanmak/davranmak reach toward v.
(boylu boyunca) uzanmak stretch away v.
içine uzanmak dip in v.
bir şeye uzanmak get to something v.
(birine/bir şeye) kadar uzanmak jut out over (someone or something) v.
yan yana yatmak/uzanmak lay together v.
(bir şeyin) üstüne uzanmak repose on (something) v.
(bir şeyin) üstüne uzanmak repose upon (something) v.
-e uzanmak stretch away v.
(birinin/bir şeyin) önünde uzanmak stretch away from (someone or something) v.
dışarı uzanmak lay out v.
açık havada yatmak/uzanmak lay out v.
(bir şeye) uzanmak/yatmak repose in (something) v.
(bir biçimde) uzanmak repose in (something) v.
(bir durumda) boylu boyunca yatmak/uzanmak repose in (something) v.
(bir şeyin) içinde ölü olarak yatmak/uzanmak repose in (something) v.
-e kadar uzanmak project into v.
(birine/bir şeye) uzanmak reach to (someone or something) v.
bir şeye kadar uzanmak reach to something v.
(birine/bir şeye) kadar uzanmak stretch away to (someone or something) v.
eğilerek uzanmak lean across (someone or something) v.
eğilerek uzanmak lean across someone or something v.
(birinin) yanında/yanına uzanmak lie with (one) v.
(biriyle) birlikte yatmak/uzanmak lie with (one) v.
(biriyle) yan yana yatmak/uzanmak lie with (one) v.
(biriyle) uzanmak lie with (one) v.
birinin yanında/yanına uzanmak lie with someone v.
biriyle birlikte yatmak/uzanmak lie with someone v.
biriyle yan yana yatmak/uzanmak lie with someone v.
biriyle uzanmak lie with someone v.
üşengeç/miskin bir şekilde sağa sola uzanmak loll about v.
(bir yerde) uzanmak loll about (some place) v.
yüz üstü uzanmak prone out v.
yüzükoyun uzanmak prone out v.
dalgayla sahile ulaşmak için sörf tahtasının üzerine yüz üstü uzanmak prone out v.
sörf tahtasına yatmak/uzanmak prone out v.
(birinin/bir hayvanın) yanında/yanına uzanmak lie alongside (of someone or an animal) v.
(birinin/bir hayvanın) yanında/yanına uzanmak lie alongside (of someone or an animal) v.
güneşte uzanmak bask in (something) v.
güneşte uzanmak bask in v.
(bir şeyle) rahatça uzanmak curl up with (something) v.
(bir şey) boyunca uzanmak extend across (something) v.
(birine/bir şeye) kadar uzanmak extend over (someone or something) v.
-e uzamak/uzanmak extend to v.
aşağıya doğru uzanmak fall away toward v.
-e doğru uzanmak fall away toward v.
eğilerek uzanmak lean across v.
(birinin/bir şeyin) önünde uzanmak lie ahead of (someone or something) v.
yanına uzanmak/yatmak lie alongside v.
yanında uzanmak lie alongside v.
(birinin/bir şeyin) yanına uzanmak/yatmak lie alongside (someone or something) v.
(birinin/bir şeyin) yanında uzanmak lie alongside (someone or something) v.
boş boş uzanmak/yatmak lie around v.
(birinin/bir şeyin) önünde uzanmak lie before (someone or something) v.
'-e uzanmak lie down on v.
'-in üstüne uzanmak/yatmak lie down on v.
'-in altına/altında uzanmak/yatmak lie down under v.
(birine/bir şeye) uzanmak reach for (someone or something) v.
içine uzanmak reach in v.
(bir şeyin) içine uzanmak reach into (something) v.
(birine/bir şeye) uzanmak reach out after (someone or something) v.
(birine/bir şeye) uzanmak reach out for (someone or something) v.
içine doğru uzanmak/dalmak reach out into v.
-e kadar uzanmak reach to v.
-e uzanmak reach to v.
(birine/bir şeye) uzanmak reach toward (someone or something) v.
(birine/bir şeye) doğru uzanmak reach toward (someone or something) v.
yukarıdaki (birine/bir şeye) doğru uzanmak reach up to (someone or something) v.
(bir şeye) uzanmak/yatmak rest on (something) v.
(bir şeye) uzanmak/yatmak rest upon (something) v.
(bir şeyin) eteğinde uzanmak skirt around (something) v.
aşağıya doğru uzanmak slope away v.
yokuş aşağı uzanmak slope away v.
-e doğru uzanmak slope toward v.
aşağıya doğru uzanmak slope toward v.
yokuş aşağı uzanmak slope toward v.
(bir şeye) doğru yokuş aşağı uzanmak slope toward (something) v.
(birine, bir şeye, bir yere) doğru uzanmak stretch out to (someone, something, or some place) v.
(bir şeyden/bir yerden) dışarı doğru uzanmak/çıkmak thrust out of (something or some place) v.
(bir şeyden/birinden) dışarı doğru uzanmak/çıkmak thrust through (someone or something) v.
(bir şeyden/birinden) yukarı doğru uzanmak/çıkmak thrust up through (something) v.
(bir şeyden) sarkmak/uzanmak trail over (something) v.
Colloquial
boylu boyunca uzanmak measure one's length v.
yıldızların altında uzanmak lie out underneath the stars v.
uyumak üzere uzanmak bed v.
Idioms
aniden uzanmak throw one's self down v.
anılara uzanmak take a stroll down memory lane v.
anılara uzanmak take a trip down memory lane v.
eski anılara dalmak/uzanmak take a walk down memory lane v.
eski anılara dalmak/uzanmak walk down memory lane v.
içinde boylu boyunca uzanmak lie in v.
elinde güzel bir kitapla rahatça uzanmak curl up with a (good) book v.
boylu boyunca uzanmak measure your length [obsolete] v.
iki seksen uzanmak measure your length [obsolete] v.
(birinin/bir şeyin) ilerisine/ötesine uzanmak reach past (someone or something) v.
anılara uzanmak stroll down memory lane v.
Marine
kıyı boyunca uzanmak lie along the shore v.
Agriculture
(toprak, tahıl) uzanmak lodge v.
Geography
denize dik uzanmak run perpendicular to the sea v.
kıyıya paralel uzanmak run parallel along coastline v.
kıyıya paralel uzanmak run parallel to coastline v.
Archaic
yamuk bir şekilde uzanmak thwart v.
yakınına uzanmak snug v.
Slang
uyumak üzere uzanmak turn in v.
uyumak üzere uzanmak crawl in v.
uyumak üzere uzanmak kip down v.
uyumak üzere uzanmak hit the hay v.
uyumak üzere uzanmak hit the sack v.
uyumak üzere uzanmak retire v.
uyumak üzere uzanmak sack out v.
(birinin/bir şeyin) yanına kadar gelmek/uzanmak butt (up) against (someone or something) v.