nasihat - Turkish English Dictionary

nasihat

Meanings of "nasihat" in English Turkish Dictionary : 21 result(s)

Turkish English
Common Usage
nasihat advice n.
On this opportunity, I would like to remind you a belief of mine and my advice.
Bu vesile ile ben bir inancımı ve bir nasihatımı hatırlatmak istiyorum.

More Sentences
General
nasihat advice n.
If I were you, I'd follow Tom's advice.
Yeinde olsam Tom'un nasihatını dinlerim.

More Sentences
Law
nasihat advice n.
She would not follow my advice.
O, nasihatimi dinlemezdi.

More Sentences
General
nasihat counsel n.
nasihat rede n.
nasihat sermon n.
nasihat admonition n.
nasihat warning n.
nasihat tip n.
nasihat adviso [obsolete] n.
nasihat admonishment n.
nasihat charge n.
nasihat hortatory n.
nasihat paraenesis n.
nasihat parenesis n.
nasihat premonition n.
Colloquial
nasihat straight tip n.
Idioms
nasihat an earful n.
nasihat an earful n.
Archaic
nasihat documentation n.
nasihat premonishment [obsolete] n.

Meanings of "nasihat" with other terms in English Turkish Dictionary : 73 result(s)

Turkish English
Common Usage
nasihat etmek advise v.
She advises him on how to stay healthy.
Ona nasıl sağlıklı kalınacağına dair nasihat ediyor.

More Sentences
General
(nasihat ifadesi olarak) genç hanım young lady interj.
Our showroom made a hit with young ladies.
Sergileme alanımız genç hanımlarca çok sevildi.

More Sentences
(nasihat ifadesi olarak) genç adam young man interj.
I think you're all being perfectly beastly to this nice young man.
Bence hepiniz bu hoş genç adama son derece hayvani davranıyorsunuz.

More Sentences
nasihat veren exhorter n.
nasihat faslı jaw n.
nasihat etme exhorting n.
nasihat etme sermonizing n.
nasihat etme sermonising n.
nasihat vermek counsel v.
nasihat etmek sermonize v.
nasihat etmek admonish v.
nasihat vermek advise v.
nasihat etmek advise v.
nasihat etmek sermonise v.
nasihat etmek counsel v.
nasihat vermek give advice v.
nasihat vermek admonish v.
nasihat tutmak follow the advice v.
nasihat etmek advertise [obsolete] v.
nasihat etmek advertize [obsolete] v.
nasihat etmek advertise [obsolete] v.
nasihat etmek advertize [obsolete] v.
yeniden nasihat vermek readvise v.
nasihat vermek rede v.
nasihat etmek wise v.
'-e karşı nasihat etmek disadvise v.
önceden nasihat etmek premonish v.
nasihat çekmek pulpiteer v.
nasihat etmek sermonize v.
nasihat etmek sermonise v.
nasihat verici hortatory adj.
nasihat verilmiş exhorted adj.
nasihat verici hortative adj.
nasihat olarak admonitory adj.
nasihat dolu hortative adj.
nasihat verici sermonising adj.
nasihat edilmiş sermonized adj.
nasihat edilmiş sermonised adj.
nasihat verici sermonizing adj.
nasihat verici adhortatory adj.
nasihat dinleyen receptive adj.
nasihat edilmemiş unadmonished adj.
nasihat edilmemiş uncounselled adj.
yanlış nasihat edinmiş miscounselled adj.
nasihat veren commonitory [obsolete] adj.
nasihat veren preaching adj.
nasihat edici premonitive adj.
nasihat verici bir biçimde hortatively adv.
nasihat eder şekilde admonishingly adv.
nasihat ederek admonitorily adv.
nasihat vererek preachily adv.
nasihat vererek preachingly adv.
Phrasals
nasihat etmek advise (one) about (something) v.
nasihat etmek advise someone about someone or something v.
nasihat çekmek advise on v.
birine bir şeyi yapmaması konusunda nasihat vermek advise someone against doing something v.
(birine bir şeyi) yapmaması konusunda nasihat vermek advise (one) against (something) v.
(bir şeyi) yapmaması konusunda nasihat vermek advise against (something) v.
yapmaması konusunda nasihat vermek advise against doing v.
birine bir şeyi yapmaması konusunda nasihat vermek advise someone against doing something v.
(birine bir şeyi) yapmaması konusunda nasihat vermek advise (one) against (something) v.
(bir şeyi) yapmaması konusunda nasihat vermek advise against (something) v.
yapmaması konusunda nasihat vermek advise against doing v.
Proverb
nasihat vermek kolaydır nothing is given so freely as advice
iyi bir örnek olmak öğüt/nasihat vermekten daha etkilidir a good example is the best sermon
Idioms
boş boş nasihat verme the tune the old cow died of n.
oturduğu yerden eleştiren/nasihat veren kimse hurler on the ditch n.
Religious
nasihat ile ilgili paraenetic adj.
nasihat ile ilgili paraenetical adj.
(nasihat, vaaz) hararetli fire-and-brimstone adj.
(nasihat, vaaz) sonsuz azap ile korkutan fire-and-brimstone adj.
Archaic
nasihat veren kadın monitress n.
nasihat etmek school v.