foot - Turco Inglés Diccionario

foot

Play ENTRENus
Play ENTRENuk
Play ENTRENau

Significados de "foot" en diccionario turco inglés : 31 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
foot n. ayak
Some Member States, including Ireland, were additionally afflicted by the foot and mouth crisis.
İrlanda dahil bazı Üye Devletler, ayrıca ağız ve ayak hastalığı kriziyle de uğraşmaktadır.

More Sentences
General
foot n. etek (dağ)
There is an old castle at the foot of the mountain.
Dağın eteğinde eski bir kale var.

More Sentences
foot n. adım
Russia is particularly well-placed to get a foot in the door because of their mutual economic links.
Karşılıklı ekonomik bağlar nedeniyle Rusya'nın kapıdan içeri adım atma konusunda özellikle iyi bir konumu var.

More Sentences
foot n. ayak
Our aim must be a foot and mouth policy that is not anonymous.
Amacımız anonim olmayan bir ayak ve ağız politikası olmalıdır.

More Sentences
foot v. ödemek
The European Union is footing that particular bill.
Bu faturayı Avrupa Birliği ödüyor.

More Sentences
Automotive
foot n. ayak
But in the interim this should not be used as a reason for taking our foot off the accelerator on this important issue.
Ancak bu arada bu durum, bu önemli konuda ayağımızı gazdan çekmek için bir neden olarak kullanılmamalıdır.

More Sentences
Medical
foot n. ayak
I was concerned in case my fractured foot prevented me from speaking.
Kırık ayağımın konuşmamı engellemesi ihtimaline karşı endişeliydim.

More Sentences
Math
foot n. ayak
I'd rather eat my own foot fungus.
Kendi ayak mantarımı yemeyi tercih ederim.

More Sentences
Linguistics
foot n. ayak
I'd rather eat my own foot fungus.
Kendi ayak mantarımı yerim daha iyi.

More Sentences
Sport
foot n. ayak
My foot was amputated.
Ayağım kesildi.

More Sentences
General
foot n. piyade birliği
foot n. piyade
foot n. dip
foot n. ayakucu
foot n. fut
foot n. son
foot n. oturak
foot n. kadem
foot n. alt
foot v. oynamak
foot v. çıkarmak
foot v. hesaplamak
foot v. gitmek
foot v. yaya yürümek
Technical
foot n. 0,3048 m
Marine
foot n. altabaso yakası
Zoology
foot n. hayvan ayağı
foot n. pati
foot n. pençe
foot n. hayvan ayağı
Meteorology
foot n. meteorolojide fazla kullanılmayan ayak

Significados de "foot" con otros términos en diccionario inglés turco: 500 resultado(s)

Inglés Turco
Common Usage
by foot adv. yürüyerek
From there I continued my way by foot.
Oradan yoluma yürüyerek devam ettim.

More Sentences
General
bare foot n. çıplak ayak
We cannot walk on the hot sand with bare feet.
Çıplak ayakla sıcak kumda yürüyemeyiz.

More Sentences
foot traffic n. yaya trafiği
There is not a lot of foot traffic in this area so far as I have seen.
Gördüğüm kadarıyla bu civarda yaya trafiği pek yok.

More Sentences
foot-and-mouth disease n. şap hastalığı
We are currently seeing avian influenza in the Netherlands, and we have seen foot-and-mouth disease and swine fever.
Şu anda Hollanda'da kuş gribi görülüyor ve daha önce şap hastalığı ve domuz vebası görülmüştü.

More Sentences
foot massage n. ayak masajı
Tom is getting a foot massage.
Tom ayak masajı yaptırıyor.

More Sentences
big foot n. büyük ayak
I have big feet.
Benim büyük ayaklarım var.

More Sentences
flat foot n. düztaban ayak
I have flat feet.
Düztaban ayaklarım var.

More Sentences
go on foot v. yaya gitmek
I prefer going on foot to going by bus.
Yaya gitmeyi otobüsle gitmeye tercih ederim.

More Sentences
go on foot v. yayan gitmek
I went on foot.
Yayan gittim.

More Sentences
set foot in v. ayak basmak
As soon as he sets foot in Vietnam, he will be put straight back into prison.
Vietnam'a ayak basar basmaz doğrudan hapishaneye geri gönderilecektir.

More Sentences
foot the bill v. bedelini ödemek
I'll foot the bill.
Bedelini ödeyeceğim.

More Sentences
go by foot v. yürüyerek gitmek
Why don't you go by foot to the book store?
Kitapçıya neden yürüyerek gitmiyorsun?

More Sentences
go on foot v. yürüyerek gitmek
Why do you go on foot if you have a car?
Araban varsa neden yürüyerek gidiyorsun?

More Sentences
set foot outside v. dışarıya adımını atmak
I haven't set foot outside the house today.
Bugün evden dışarı adımımı atmadım.

More Sentences
on foot adv. yaya
Why don't we go to the bookstore on foot?
Niçin kitapçıya yaya gitmiyoruz?

More Sentences
on foot adv. yürüyerek
If people had opposed the wheel when it was invented, we would still be going everywhere on foot.
Tekerlek icat edildiğinde insanlar buna karşı çıksaydı, hala her yere yürüyerek gidiyor olurduk.

More Sentences
on foot adv. yayan
Are you going on foot or by bus?
Yayan mı gideceksin yoksa otobüsle mi?

More Sentences
on foot adv. yaya olarak
I went on foot.
Yaya olarak gittim.

More Sentences
Colloquial
foot massage n. ayak masajı
He gave her a foot massage.
Ona ayak masajı yaptı.

More Sentences
on foot expr. yayan
It will make little difference whether you go there by taxi or on foot.
Oraya ister taksiyle gidin, ister yayan gidin, pek fark etmez.

More Sentences
Idioms
foot the bill v. ödemek
After all, the citizen foots the bill.
Neticede faturayı vatandaş ödüyor.

More Sentences
Common Usage
by foot adv. yayan
General
hare's foot n. balza ağacı
tread under foot n. çiğneme
on a war foot n. yolcu durumunda
neat's foot n. paça
doe foot applicator n. kıvrık uçlu aplikatör
yellow foot n. sarı ayak
mountain foot n. dağ eteği
club foot n. yumru ayak
foot servant n. ayakçı
foot brake n. ayak freni
foot binding n. çin kültüründe kadınların küçük yaştan itibaren fazla büyümemesi için ayaklarına demir ayakkabılar giymesi
foot rule n. cetvel
cloven foot n. şeytan
one foot in the grave n. bir ayağı çukurda
square foot n. amerikalıların kullandığı yüzölçümü birimi
running foot n. bilgi notu
crow's foot n. karga ayağı
foot doctor n. ayak doktoru
foot rule n. ayar
ball of the foot n. ayak parmaklarının kökü
flat foot n. düztabanlık
cubic foot n. ayak küp 0,028 m3
athlete's foot n. mantar
foot bridge n. yaya köprüsü
foot dragging n. ayak sürüme
athlete's foot n. madura ayağı
foot note n. dip not
foot dragging n. bahane ile oyalama
foot wall n. ayak duvarı
foot rule n. ölçü
cloven foot n. çatal tırnaklı
foot passenger n. yaya yolcu
foot valve n. taban supabı
foot valve n. taban vanası
cleft foot n. çift tırnaklı ayak
cubic foot n. ayak küp
cubic foot n. fut küp
bird's-foot trefoil n. sarı çiçekli gazal boynuzu
foot-ton n. ayak-ton
doe-foot applicator n. kıvrık uçlu fırça
doe-foot applicator n. kıvrık uçlu aplikatör
calves-foot n. paça
neat's-foot oil n. sığır ayağı yağı
pounds per foot n. libre-ayak
pounds per cubic foot n. libre
pounds per square foot n. libre-ayak kare
pounds per cubic foot n. ayak küp
crow foot n. göz kenarındaki kırışıklıklar
bird's foot n. göz kenarındaki kırışıklıklar
crow's foot n. göz kenarındaki kırışıklıklar
crow's foot n. göz etrafındaki kaz ayağı tabir edilen kırışık bölge
big foot n. koca ayak
foot prints n. ayak izleri
crow's foot n. göz kenarı kırışıklıkları
bird's foot n. göz kırışıklıkları
bird's foot n. göz kenarı kırışıklıkları
crow's foot n. göz kırışıklıkları
crow foot n. göz kenarındaki kırışıklık
crow's foot n. göz kenarındaki kırışıklık
crow foot n. göz kırışıklıkları
bird's foot n. göz kenarındaki kırışıklık
crow foot n. göz kenarı kırışıklıkları
goat foot n. keçi ayağı
foot stool n. ayak taburesi
chicken foot n. tavuk ayağı
light foot n. yaya yürüyüş
foot print n. ayak izi
foot patrol officer n. yaya devriye görevlisi
foot patrol n. yaya devriye
foot patrol officer n. yaya devriye
woman's foot n. kadın ayağı
web-foot n. perde ayak
web-foot n. perdeli ayak
elephant-foot vase n. fil ayağı vazo
foot size n. ayak numarası
foot slope n. etek (dağ)
foot slope n. alt/aşağı eğim/rampa
foot-race n. koşu yarışı
rabbit foot n. tavşan ayağı
rabbit's foot n. tavşan ayağı
foot of a rabbit n. tavşan ayağı
cloven foot n. çatal tırnak
foot post n. yaya devriye
foot post n. yaya posta
foot post n. yaya posta dağıtımı
foot tapping n. ayak vurma
foot tapping n. ayak ile ritm tutma
first person to set foot on the moon n. aya ilk ayak basan kişi
first person to step foot on the moon n. aya ilk ayak basan kişi
foot odor n. ayak kokusu
foot odour n. ayak kokusu
foot bath n. ayak banyosu
foot stool n. ayak iskemlesi
pinching foot n. ayakkabının ayağı vurması
broken foot n. kırık ayak
foot files n. ayak törpüsü
trench foot n. siper ayağı
foot powder n. ayak pudrası
foot powder n. ayak pudrası
single-foot n. (at) rahvan yürüyüş
heel of foot n. ayak topuğu
baker foot n. şekli bozuk ayak
hoppus foot n. bir hacim birimi
front foot n. bir mülkün ön kısmından ölçülen bir foot (0,3048 m) alan
bare foot n. yalın ayak
fc (foot-candle) n. foot-kandela
pelican's foot n. avrupa'ya özgü karındanbacaklı türüne ait kabuk
pot foot n. çarpık ayak
pot foot n. bozuk biçimli ayak
flat foot n. düztaban kimse
presser foot n. (kereste tesviye aşamasında) aşağı doğru bastırmaya yarayan makine ayağı
set foot in v. -e ayak basmak
tread under foot v. ezmek
set foot on something v. ayak basmak
put one's foot in it v. pot kırmak
foot it v. dans etmek
put one's best foot forward v. iyi bir tesir bırakmak için elinden geleni yapmak
put one's foot in one's mouth v. gaf yapmak
can't put a foot wrong v. burnundan kıl aldırmamak
foot the bill v. tüm masrafları üstlenmek
wait on someone hand and foot v. el pençe divan durmak
have a heavy foot v. arabayı çok hızlı sürmek
set foot on v. -e ayak basmak
step on one's foot v. ayağına basmak
set foot in v. bulunmak
keep a foot in both camps v. ikili oynamak
put one’s foot in one’s mouth v. pot kırmak
put one's best foot forward v. diğer insanların takdirini kazanacak şekilde davranmak
shoot oneself in the foot v. bindiği dalı kesmek
foot up v. çıkarmak
set foot in v. ayağını atmak
put one's foot down v. yasaklamak
put one's foot down v. ayak diremek
have a foot in both camps v. ikili oynamak
go to school on foot v. okula yürüyerek gitmek
put one's foot in it v. akım derken bokum demek
put a foot wrong v. yanlış adım atmak
put one's foot to the floor v. birden gaza basmak
put one's foot into it v. gaf yapmak
foot up v. hesaplamak
foot the bill v. hesabı ödemek
foot it v. tepmek
shoot oneself in the foot v. kendi ayağına sıkmak
chafe one's foot v. ayakkabı vurmak
tread under foot v. ayak altında çiğnemek
not put a foot wrong v. hata yapmamak
wait on someone hand and foot v. varını yoğunu vermek (bir başkası için)
put one´s foot in it v. baltayı taşa vurmak
travel on foot v. yürüyerek dolaşmak
foot it v. yaya gitmek
go on foot v. tabanvayla gitmek
foot it v. yürüyerek gitmek
set something on foot v. bir şeyi başlatmak
put one's foot in one's mouth v. pot kırmak
eye from head to foot v. baştan aşağı süzmek
set something on foot v. yapmak (plan)
put foot in mouth v. patavatsızlık yapmak
eye from head to foot v. süzmek
put one's foot down v. direnmek
put your best foot forward v. daha hızlı yürümeye başlamak
keep a foot in both camps v. nabza göre şerbet vermek
put your foot down v. sert bir dille uyarmak
put one's foot down v. sert bir dille uyarmak
set foot on v. ayak basmak
put one's foot into it v. pot kırmak
break one's foot v. ayağını kırmak
(one's foot) slip v. ayağı kaymak
be shot in the foot v. ayağından vurulmak
injure one's foot v. ayağını sakatlamak
set foot v. ayak basmak
shoot somebody in the foot v. ayağına sıkmak
slam one's foot on the brake v. frene basmak
slam one's foot on the brake v. frene asılmak
remove one's foot from the clutch v. ayağını debriyajdan çekmek
take one's foot off the clutch v. ayağını debriyajdan çekmek
put one's foot on the clutch v. debriyaja basmak
wait hand and foot v. bir dediğini iki etmemek
wait hand and foot v. el pençe divan durmak
foot the bill v. hesabı kapatmak
not touch something with a ten-foot pole v. karışmak istememek (bir olaya vb)
wrong-foot v. hazırlıksız yakalamak
wrong-foot v. kontrpiyede bırakmak
stamp the foot v. öfkeden köpürmek
stamp the foot v. sinirden köpürmek
set foot in v. -e gelmek
stamp the foot v. çok öfkelenmek
stamp the foot v. çok sinirlenmek
stamp the foot v. küplere binmek
set foot on v. -e gelmek
set foot in v. -e girmek
leg/foot be broken v. ayağı kırılmak
break one's leg/foot v. ayağını kırmak
break one's leg/foot v. bacağını kırmak
leg/foot be broken v. bacağı kırılmak
set a foot on v. ayak basmak
set a foot on the moon v. aya ayak basmak
take your foot off the gas v. gazdan ayağını çekmek
stand on one foot v. tek ayak üzerinde durmak
stand on one foot v. tek ayak üstünde durmak
lift up one's foot v. ayağını kaldırmak
lift up one's foot v. ayağını yukarı doğru çekmek
escape on foot v. yayan kaçmak
escape on foot v. yürüyerek kaçmak
foot a bill v. ödemek
wrong-foot v. birini kurnazlıkla dezavantajlı konuma düşürmek
first-foot v. (bir eve) ilk ayak basan olmak
single-foot v. (at) rahvan yürümek
swift of foot adj. çabuk koşar
at one's foot adj. itaatkar
swift of foot adj. ayağına tez
swift of foot adj. hızlı koşan
foot-operated adj. ayak
two-foot adj. 60 santimetre uzunluğunda
light of foot adj. zarif yürüyen
light of foot adj. çevik
light-foot adj. hafif ve esnek adımları olan
light-foot adj. hafif ve hızlı hareket eden
light-foot adj. hızlı dans eden
light-foot adj. hızlı koşan
light-foot adj. aktif
fleet-foot adj. hızlı
fleet-foot adj. hızlı koşan
from head to foot adv. tepeden tırnağa kadar
on foot adv. ayakta
on the foot adv. ayaktan
at one's foot adv. hemen yakınında
from head to foot adv. baştan aşağı
under foot adv. ayak altında
at one's foot adv. dibinde
on foot adv. yolunda
on foot adv. tabanvayla
on the right foot adv. hayırlı bir biçimde
at one's foot adv. ayağının dibinde
from head to foot adv. tepeden tırnağa
from head to foot adv. baştan ayağa
hand and foot adv. el pençe divan
hand and foot adv. elini ayağını oynatamayacak şekilde
by foot adv. yaya
foot-to-foot adv. ayak ayağa
hand and foot adv. harıl harıl
hand and foot adv. tamamen
hand and foot adv. bütünüyle
hand and foot adv. mümkün olan her şekilde
f.s. (foot-second) abrev. fut-saniye
rf (right foot) abrev. sağ ayak
lin ft (linear foot) abrev. 12 inç uzunluğuna eşdeğer bir uzunluk birimi
plf (pounds per linear foot) abrev. bir ağırlık ölçüsü
cu ft (cubic foot) abrev. fit küp
Phrases
the boot is on the other foot expr. durum tam tersine döndü
the boot is on the other foot expr. eski çamlar bardak oldu
the boot is on the other foot expr. şartlar tam tersine döndü
the shoe is on the other foot expr. rüzgar tersine döndü
suspect running on foot expr. şüpheli yaya olarak kaçıyor
the shoe is on the other foot expr. şartlar tam tersine döndü
the boot is on the other foot expr. rüzgar tersine döndü
Proverb
if you keep your mouth shut, you won't put your foot in it çeneni kapalı tutarsan ağzından bir şey kaçırmazsın
if you keep your mouth shut, you won't put your foot in it çeneni kapalı tutarsan pot kırmazsın
you cannot put the same shoe on every foot her sorunu aynı yoldan çözemezsin
you cannot put the same shoe on every foot her soruna aynı çözümü uygulayamazsın
Colloquial
foot patrol n. yaya devriye
double foot plow n. tek atın çektiği iki kürekli saban
foot the bill v. hesabı çekmek
on foot adv. tabanvay
lift up your foot expr. ayağını kaldır
shoe is on the other foot expr. roller değişti
whose foot the shoe is on expr. kimin bakış açısının/fikrinin dikkate alındığı
(well,) I'll go to the foot of our stairs! [uk] exclam. bak sen
(well,) I'll go to the foot of our stairs! [uk] exclam. vay canına
(well,) I'll go to the foot of our stairs! [uk] exclam. vay vay
(well,) I'll go to the foot of our stairs! [uk] exclam. yok artık
(well,) I'll go to the foot of our stairs! [uk] exclam. nutkum tutuldu
(well,) I'll go to the foot of our stairs! [uk] exclam. vay be
(well,) I'll go to the foot of our stairs! [uk] exclam. hadi canım
(well,) I'll go to the foot of our stairs! [uk] exclam. vay anasını
(well,) I'll go to the foot of our stairs! [uk] exclam. çok şaşırdım
Idioms
the black ox has trod upon (one's) foot [obsolete] n. bir sorun ya da sıkıntıyla karşılaşma
the black ox has trod upon (one's) foot [obsolete] n. gün yüzü görememe
the black ox has trod upon (one's) foot [obsolete] n. bataktan çıkamama
the black ox has trod upon (one's) foot [obsolete] n. talih yüzüne gülmeme
foot dragger n. ağırdan alan
foot dragging n. ağırdan alma
foot dragging n. ayağını sürüme
heavy right foot n. gazı kökleme
foot dragger n. gönülsüz
hot foot n. kibrit şakası
foot soldier n. nefer
foot-in-mouth disease n. patavatsızlık
(one's) best foot forward n. (birinin) elinden gelenin en iyisi
(one's) best foot forward n. (birinin) tüm çabası
(one's) best foot forward n. (birinin) yapabileceğinin en iyisi
(one's) best foot forward n. (birinin) diğer insanların takdirini kazanacak hali/özellikleri
(one's) best foot forward n. (birinin) karşısındakileri etkileyecek hali/özellikleri
a foot in both camps n. nabza göre şerbet
a foot in both camps n. ikili oynama
a foot in both camps n. iki tarafı birden idare etme
a foot in both camps n. iki tarafta da bir ayağı olma
a foot in the door n. (ilerideki fırsatlar için) aralanan kapı
a foot in the door n. (ilerideki fırsatlar için) atılan adım
a foot in the door n. (bir yere/işe) kapağı atma
a foot in the door n. (bir yerin) kapısından içeri atılan adım
a foot in the door n. (bir işe/yere) girme şansı
a hand like a foot n. okunaksız el yazısı
a hand like a foot n. eciş bücüş el yazısı
a hand like a foot n. karınca duası gibi el yazısı
a hand like a foot n. kötü el yazısı
a hand like a foot n. (iskambilde) kötü el
a hand like a foot n. (iskambilde) zayıf el
best foot forward n. iyi bir ilk izlenim
best foot forward n. iyi bir ilk intiba
best foot forward n. iyi bir ilk etki
foot in both camps n. ikili oynama
foot in both camps n. iki tarafı birden idare etme
foot in both camps n. iki tarafta da bir ayağı olma
foot-in-the-door n. diretme
foot-in-the-door n. agresif/saldırgan bir şekilde zorlama
foot-in-the-door n. ısrarcı olma
right foot foremost n. pozitif başlangıç
right foot foremost n. iyi/güzel başlangıç
right foot foremost n. sağ ayakla başlama
the wrong foot n. yanlış/kötü başlangıç
the wrong foot n. yanlış/kötü bir ilk adım
be on foot v. hareket halinde olmak
have the black ox tread on one's foot v. talihsiz olmak
keep the foot v. terbiyeli olmak
put one's foot down v. tam gaz gitmek
put the best foot foremost v. elinden gelenin en iyisini yapmak
set on foot v. harekete geçirmek
show the cloven foot v. ne mal olduğunu belli etmek
put the best foot foremost v. iyi bir izlenim vermek
set on foot v. kaynaklanmak
have the black ox tread on one's foot v. keder nedir bilmek
set on foot v. başlatmak
live under the cat's foot v. (birinin) parmağında oynatılmak
live under the cat's foot v. kukla gibi kullanılmak
live under the cat's foot v. (biri) tarafından bastırılmak
barely put one foot in front of the other v. adım atacak hali olmamak
hardly put one foot in front of the other v. adım atacak hali olmamak
not set foot somewhere v. adımını atmamak
not set foot v. adımını bile atmamak
stamp one's foot v. ayağını sinirli biçimde yere vurmak
set foot on v. ayak basmak
put one's foot down v. ayak diremek
put one's foot down v. azimli olmak
get one's get a foot in the door v. bir şirkette en alt kademeden çalışmaya başlamak
hot foot it out of somewhere v. bir yerden çekip gitmek
have one foot in the grave v. bir ayağı mezarda olmak
not touch someone with a ten-foot pole v. biriyle işi olmamak/ona bulaşmak istememek
get off on the wrong foot v. bir ilişki ya da projeye başlamak için yanlış bir başlangıç yapmak
have one foot in the grave v. bir gözü toprağa bakmak
have one foot in the grave v. bir ayağı çukurda olmak
get a foot in the door v. bir şirkette en alt kademeden çalışmaya başlamak
not set foot somewhere v. bir yere adımını atmamak
get off on the right foot v. bir şeye iyi başlamak
have (one's) foot on (someone's) neck v. baskısı altında tutmak
stick one's foot in one's mouth v. çam devirmek
put one's foot in one's mouth v. çam devirmek
foot it v. dans etmek
put one's foot in it v. çam devirmek
hot foot it out of v. çekip gitmek
stamp the foot v. dinden imandan çıkmak
put one's foot down v. dediğim dedik olmak
be on the back foot v. defteri dürülmek
put your foot in your mouth (american) v. çam devirmek
get off on the wrong foot v. güne kötü başlamak
foot the bill v. hesabı ödemek
catch on the wrong foot v. hazırlıksız yakalamak
get one's foot in the door v. fırsat yakalamak
have one foot in the grave v. gözü toprağa bakmak
stick one's foot in one's mouth v. gaf yapmak
put one's foot in it v. gaf yapmak
have one foot in the grave v. gidici olmak
put one's foot down v. gaza basmak
be tied hand and foot v. eli kolu bağlı olmak
be bound hand and foot v. hiçbir şey yapamaz durumda olmak
put one's foot down v. gazlamak
be bound hand and foot v. eli kolu bağlı olmak
get one's foot in the door v. fırsatı olmak
have one foot in the grave v. elden ayaktan düşmek
put one's best foot forward v. elinden geleni yapmak
get one's foot in the door v. fırsat bulmak
be tied hand and foot v. hiçbir şey yapamaz durumda olmak
the boot is on the other foot v. ibre tersine dönmek
have a foot in both camps v. iki tarafı da idare etmek
have a foot in both camps v. iki tarafı birden idare etmek
keep a foot in both camps v. iki tarafı da idare etmek
keep a foot in both camps v. ikili oynamak
the shoe is on the other foot v. ibre tersine dönmek
get one's foot in the door v. ilk adımı atmak
get off on the right foot v. iyi bir başlangıç yapmak
have a foot in both camps v. ikili oynamak
put one foot in front of the other v. işleri dikkatlice ve sırasıyla yapmak/kitabına göre yapmak
keep a foot in both camps v. iki tarafı birden idare etmek
have one foot in the grave v. ölüme yaklaşmış olmak
get off on the wrong foot v. kötü bir başlangıç yapmak (ilişkide vb)
start off on the wrong foot v. kötü bir başlangıç yapmak (ilişkide vb)
be off on the wrong foot v. kötü bir başlangıç yapmak
get a foot in the door v. kapıdan içeri adımı atmak
put one's foot down v. kafasına koymak
be off on the wrong foot v. kötü başlamak
get off on the wrong foot v. kötü başlamak
be caught on the wrong foot v. kontrpiyede kalmak
put one's foot down v. kararlı olmak
have one foot in the grave v. ölüme yakın olmak
start off on the wrong foot v. kötü/yanlış bir başlangıç yapmak
catch on the wrong foot v. kötü bir başlangıç yapmak
be on the back foot v. köşeye sıkıştırılmak
shoot oneself in the foot v. kendi ipini çekmek
put one's foot down v. köklemek
get off on the wrong foot v. kötü bir başlangıç yapmak
step off on the wrong foot v. kötü/yanlış bir başlangıç yapmak
have one foot in the grave v. ölmek üzere olmak
have (one's) foot on (someone's) neck v. köşeye sıkıştırmak
have (one's) foot on (someone's) neck v. kontrol elinde olmak
get one's get a foot in the door v. kapıdan içeri adımı atmak
put one's foot in one's mouth v. pot kırmak
get off on the wrong foot v. sol tarafından kalkmak
put my foot in v. pot kırmak
foot the bill v. suçu yüklenmek
foot the bill v. sorumluluğu almak
stick one's foot in one's mouth v. pot kırmak
foot the bill v. suçu üzerine almak
start off on the wrong foot v. sol tarafından kalkmak
put your foot in your mouth (american) v. pot kırmak
put one's best foot forward v. pergelleri açmak
put one's foot in it v. pot kırmak
foot the bill v. parayı çekmek
wouldn't touch someone or something with a ten-foot pole v. tırnağının ucuyla bile dokunmamak
put one's best foot forward v. tüm gücüyle sarılmak
foot it v. tabanvay gitmek
can't put a foot wrong v. toz kondurmamak
put one's best foot forward v. tüm çabasıyla uğraşmak
have the shoe on the other foot v. tam tersi olmak (aynı okulda öğrenciyken öğretmen olmak gibi)
foot it v. tepmek
get one's get a foot in the door v. (bir işe) kapağı atmak
foot it v. yürümek
foot it v. yürüyerek gitmek
put one foot in front of the other v. zar zor adım atmak
put your foot in your mouth v. utancından yerin dibine girmek
put one foot in front of the other v. (hata yapmamak adına) adımlarını dikkatli atmak
catch on the wrong foot v. yanlış anında yakalamak
foot it v. yaya gitmek
put one's foot to the floor v. (arabanın) aniden hızını artırmak
foot it v. yayan gitmek
get a foot in the door v. (bir işe) kapağı atmak
not put a foot wrong v. yanlış bir adım atmamak
get one's foot in the door v. (bir yere) kapak atmak
get one's foot in the door v. (bir fırsatın) yolunu açmak
set foot on v. -e girmek
put one foot in front of the other v. zorla adım atmak
put your foot down v. ağırlığını ortaya koymak
be caught on the wrong foot v. hazırlıksız yakalanmak
be caught on the wrong foot v. gafil avlanmak
be caught on the wrong foot v. habersiz yakalanmak
be caught on the wrong foot v. umulmadık bir anda yakalanmak
be caught on the wrong foot v. beklenmedik bir anda yakalanmak
be caught on the wrong foot v. şaşakalmak
be on the front foot v. önde olmak
be on the front foot v. avantajlı durumda olmak
have one foot in the grave and the other on a banana peel v. bir ayağı çukurda olmak
have one foot in the grave and the other on a banana peel v. hayatının sonuna yaklaşmış olmak
have one foot in the grave and the other on a banana peel v. ölmek üzere olmak
have one foot in the grave and the other on a banana peel v. bir gözü torağa bakmak
have one foot in the grave and the other on a banana peel v. gidici olmak
have one foot in the grave and the other on a banana peel v. belirsiz bir durumda olmak
have one foot in the grave and the other on a banana peel v. her an değişebilecek bir durumda olmak
have one foot in the grave and the other on a banana peel v. problemli bir durumda olmak
have one foot in the grave and the other on a banana peel v. bir anda felakete dönüşebilecek bir durumda olmak
have one foot in the grave and the other on a banana peel v. pamuk ipliğine bağlı olmak
be hand and foot to (one) v. (birinin) eli ayağı olmak
be hand and foot to (one) v. (birinin) sağ kolu olmak
bind (one) hand and foot v. (birinin) elini ayağını bağlamak
bind (one) hand and foot v. (birini) köşeye sıkışmış hissettirmek
bind (one) hand and foot v. (birine) eli ayağı bağlanmış gibi hissettirmek
bind (one) hand and foot v. (birine) kapana kısılmış gibi hissettirmek
bind (one) hand and foot v. (birini) köşeye sıkıştırmak
bind (one) hand and foot v. (birini) kapana kıstırmak
bind someone hand and foot v. birinin elini ayağını bağlamak
bind someone hand and foot v. birini köşeye sıkışmış hissettirmek